Sizden Gelenler

Yazarlığa Nasıl Başlanır?

Düştükçe Yeniden Doğmak Ya Da Doğmak İçin Düşmek Mi Demeli?

Merhabalar, benim en çok sevdiğim şeylerden biri, bir insanın hayatına adım atmaktır. Çünkü insanların hayatı renklidir, bir kapı çalmak gibidir, çocukken zile basıp kaçmak gibi, ileride görüşmeyeceğin bir insanın hayatında bir iyilik veya bir kötülükle dokunulan anlar, karşıdakini bir ömür boyu etkileyebilir.

Özellikle çocukken size yapılmış şeyleri düşün, herkesin unutmadığı hayatını o olaya göre yönlendirdiği bir olay vardır. Bu olay belki bir ölüm belki de bir mutluluktur. Güzel günlerin hayatın ve anların en tatlı zamanlarıydı o zamanlar, kişilerin fark edilmesi gereken anlar. Bugün size bir umut hikayesini anlatacağım; çünkü bu benim bir ömrümü kapsayan en değer verdiğim ve en nefret ettiğim anlar bütünü. İlkokul da kendimi göstermeyi sevmezdim kimseyle de konuşmazdım insan kendi içinde kendiyle konuşmaya alıştıkça çevreyle konuşacağı şeyler kısalır. Sekizinci sınıfa kadar bu olay öyle gittiği için sonunda kendime bir defter buldum ve içimde kalmış olan kelimeleri, boğazıma takılı olan düğümleri orada paylaşmaya karar verdim, işte benim hayatımın hikayesi burada başlıyor. Lisede bu konuyu geliştirdim. Hatta öyle bir gelişim oldu ki tüm sınıf için tek tek yazı yazmaya başladım. Mutluluk buydu benim için kalbimdeki kelimelerin, ruhumdaki cümlelerin süslü bir biçimde insanlara ulaşması, hala sorguluyorum ruhumdaki bu karmaşayı anlatmak için kelimeleri seçmeseydim neler yapabilecektim? nasıl kendimi anlatacaktım insanlara? Lisede bir kitap sitesinde paylaştım yazılarımı önce, kendi duygularımı anlattım bazen bir kuşu anlattım bazen bir acıyı yinede bendim o, kuşun kanadına değen rüzgar da bendim, o acıyı iliklerine kadar yazanda bendim sana o zamanlardan biraz eski fakat kendimi anlattığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum.

Bazı insanların bir yeniliğe ihtiyacı vardır. Saç kesimi, yeni bir araba, yeni bir hobi, yeni tutkular gibi benim sadece bir itaba ihtiyacım var. İçinde kendimi bulacağım, tüm benliğimi yaşayacağım bir kitaba…  İçin de özlemlerimin olduğu tüm yaşanmışlıkların olduğu bir kitap, sadece beni anlatan ve beni yaşatan bir kitap…

Bunun gibi anlamlı veya anlamsız birçok yazı yazdım boğazımdaki birçok düğümü böyle anlattım şimdiki yazdıklarım ise şu şekilde;

Herkesin urganı kendi elindendir, kimi bu urganı çeker ve boğulur, kimi bırakır ve özgürlüğünü bulur. Ben urganımı bırakamayanlardanım nefesim kesilse de yine de gülümseyen, sessizliğinin içinde çokça çığlık biriktiren ben, o urgan olmuşum; Sert, acımasız, size değil kendime, küçük dünyamda, küçücük yaşamımda bir tek kendimi boğarak yaşıyorum bazen nefes alamıyorum, bazen de buna güç bulamıyorum. İçten içe ölmeyi yaşıyorum fakat ruhum küçük bir çocuk ona dönüp selam bile veremiyorum, ona karşı özür dilemem gereken konulardan kaçıyorum… Ben küçük dünyamda bedenine hapsolmuş kaçmaya çalışan bir varlığım ne ölü ne diri, ne gücü olan ne de yeteneği, kurtulmayı bekliyorum biliyorum ki gün ışığı da çıksa, benim rengim hep kara…

Şimdi yukarıdaki gibi yazmaya başladım, sevdin mi bilmiyorum aslında çok acemi biriyim ilk kez edebiyat öğretmenime götürünce kızıp “Biz edebiyatçılar ve diğerleri olarak ayrılırız ve iğrenç olmuş” demişti. Her kişinin elinden tutan biri vardır, onu yargılamayan sorgulamayan, böyle bir edebiyat öğretmenimde olunca bir uygulama sayesinde yazdım.

İlk yazdığım yazının ismi Yürü Kalbimdi kitaba adını da veren. 800 okurum vardı. Hey gidi günler hey ne çok sevmiştim o zamanları, sürekli yazıya dökerdim zihnimdekileri . Beni gören sınıf arkadaşlarım kolumdan çekip lütfen benim içinde yaz derlerdi, bu tarz deneme ya da şiir gibi şeyler düzgün yazmaktan daha çok, ruh istediğine inanırım, asla noktalamayı düzgün yapamam, sadece okuduğunuzda benden bir parça bırakırım.

Belki kırgınlığımı belki de kendimi, en çok kendimi bulmayı seviyorum o satırlarda mesela urgan derken bile kendi urganımdan bahsediyorum gerçi hepimizin bir urganı var urgan boyuna bağlanan ipe denir. Herkesin onu boğan bir sebebi var, nedensiz bir şekilde iplere sarılmayı ve özgürlüğü bırakmamayı seviyoruz alshalhdal bağımlı olmak zordur, bağımlılığı bırakmak zordur. Hiçbir kimse alışkın olduğu şeyi bırakamaz.

Bıraktıktan sonra kazanması da zor ben bırakmış olduğum yazıya geri döndüm edebiyat hocam sayesinde değil bu ruhu bana tekrar kazandıran biri sayesinde, seninde başarabileceğine eminim kilitlerini kır ve harekete geç hiçbir şey için geç değil. Bunların hepsini toplayarak söylüyorum istediğin şey bir adım uzakta hemen bulmasa da zaman gerekir.

Yazar : Esra Nur Duygu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu