Sizden Gelenler

Tıp Bölümünü Nasıl Kazanırım?

Tıp Bölümünü Nasıl Kazanırım?

Selamlar diyerek başlasın istiyorum satırlarım gözlerinize. Öncelikle bir minik kendimden sonra da yazımızın konusundan bahsedeyim diyorum. Tekirdağ Namık Kemal Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyim. Bağcılar’da bir Anadolu Lisesinde okudum. Sınavda TYT sıralamam 7 binlerde Ayt sıralamam 12 binlerde idi. Ortalama da eklenince 14 binlerde bir sıralama yapmıştım. Okul ortalamam da 85’ti.

Bence genel bilgiler şu anlık yeterli. Gelelim konumuza. Tıp fakültesini nasıl kazandım? Önce tıp okumaya nasıl karar verdim bunu konuşalım. Ben 10. sınıfın sonlarına kadar derslere ilgili olmayan, sınavlara bir gün önce çalışan hatta bazen onu bile yapmayan dürüst olmak gerekirse başarısız bir öğrenciydim. Tabi bu özel hayatımla alakalı bazı problemlerden ötürüydü. Her neyse tatsız şeyleri kapı dışında bırakalım. 10. sınıfın yaz tatilinde kuzenlerimle birlikteyken bir doktor dizisi izliyorduk ve şaka olsun diye ben tıp okuyacağım dedim. Fakat öyle bir niyetim asla yok. Hatta ne okuyacaksın sorusuna tıp okumayacağım derdim çünkü hastanelerden nefret ederdim nedeni de sürekli hasta olmamdı. Ve o an kuzenlerimden biri sağ olsun o büyülü kelimeyi söyledi. Neydi o? Yapamazsın. Neden? Çünkü derslerim çok kötü. Ve ikinci bir olay da şuydu, o yaz bir kayıp yaşadım. O an çaresizliğin aslında minik hayatlarımızın üzerimize nasıl koca bir yük gibi yıkıldığını gördüm. Karar verilmişti. Çaresizliğe karşı ufak bir umut ışığı olmak için eriyen bir mum misali kendimi ortaya hayatım boyunca koyabilirdim. Kendimi ortaya koymak dedim çünkü hekimlik basit bir şey değil. Ama hekimlik görüşümü başka zamana saklasam daha iyi olacak sanki. Karar aşaması tamamlandı. Sırada cahilliğimle savaşım vardı. Sayısala geçmişsiniz ve herkes bir hedef belirlemiş. Ben tıpı hedefliyorum ve teşekkürü bile zor almışım bu zamana kadar. E haliyle ciddiye alınmamalar moral bozucu oluyordu. Ama kendimi tanıyordum. En önemlisi bu zaten.

Kendi sınırlarınızı bilmeniz. Hayatta önüme çıkan ilk engel bu değildi. Düşünmeye vakit yoktu.İcraat lazımdı çünkü diğer koşucular benden km’lerce ilerdeydi. Dönem başında okul kursu için deneme sınavı yapıldı. Hatırladığım kadarı ile 50 gibi bir net yapmıştım ilk tyt denememde. Matematik neredeyse boştu. Ortaokulda kompozisyon yazardım. Oradan yazılarla aram iyiydi bu yüzden paragrafta iyi yapmıştım. Derece sınıfında D şubesine girdim sonlardan. En iyisi A sınıfıydı. Dershaneye de hiç gitmedim. Denemeden sonra çalışmalarıma hız vermeye başladım.

Çok zordu başlarda çünkü hiçbir şey bilmiyordum. Çarpanlara ayırma bile bilmiyordum. Hatta unutamadığım bir anımı anlatayım. Matematik için bir geometri sorusu götürdüm hocaya. Soru o kadar basitti ki. Çember içinde gizli 345 üçgeni vardı ve hipotenüs çaptı ve sadece hipotenüs bilinmiyordu. Yarıçapı bulamamıştım. O soruyu bile yapamamış olduğum için hocanın bana olan bakışını asla unutmam. Gerçekten çok kötü durumdaydım ama pes etmedim. Teneffüslerde hocaları boş yakalamak için çok çaba gösteriyordum. Hafta sonları okula erken gelip soru sorar, okuldan geç çıkardım. Gel zaman git zaman ikinci denemede B sınıfına çıktım. Bir hafta sonra da A sınıfına ve sonra sınıf değişimi bitti. Çok mutluyum ama o sınıfın düzeyinde olmadığımı biliyorum. Derste hoca bunu anladınız zaten siz A sınıfısınız diyor ve herkes ayak uydurabiliyordu. Bense hiçbir şey anlayamıyordum. Bir yandan da Ayt çalışıyordum. Okul sınavlarına yönelikti bu çalışmam. Ayt konularına ders öncesi çalışıp gelirdim ve çok test çözerdim, olabildiğince farklı soru tipi görmeye çalışıyordum. Genel olarak 11 benim için çok yoğundu. Kendimi çok zorladım. 12 de ise artık kendime güvenim gelmişti fakat benim için psikolojik olarak çok zor geçti. Bazı hocalarımız sağolsun arkamdan o kız yapamaz derdi ve ben bunu duyardım. Temelim olmadığını düşünüyorlardı galiba. Ben gözde çocuklardan değildim yani. Bir çok kişiye sınıfın ortasında en yüksek okullara gidecek o diye gaz verilirken maalesef ben öylece dinlerdim. Hedefimi söylediğimde gerçekçi olalım mı lafını duyardım. Yani motivasyon olarak düşüktüm. En büyük talihsizliğim buydu. 12 başından birkaç ay sonra genelde hep 3. olurdum. Asla yukarı çıkamazdım. Bu yüzden saçma bir hırs ile Tyt üzerine çok düşmeye ve Ayt’yi aksatmaya başladım. Ayrıca 11’de kendimi çok kasmış olmam yorgunluğumu diğerlerine göre daha da ağırlaştırdı. Ara tatilde ve sonrasında ders motivasyonum ciddi bir şekilde düştü.

Sonra MSÜ sınavı vakti gelmişti . O sınavda ilk 2 bine girmiştim. Bu beni gaza getirmişti biraz. Tyt için ön deneme olarak düşünmüştüm çünkü o sınavı. Sonra kafamda Tyt’ye biraz daha yüklenirsem gerçek sınavda çok iyi bir sonuç yapabilirim fikri geldi ve Ayt iyice geri plana düştü. Son bir iki ay kala günde 10 saat civarı ders çalışmaya başladım ve az olan motivasyonum iki hafta sonra tamamen sıfırlandı. O aralar okula da artık gitmiyordum ve sınava kadar da asla düzgün ders çalışmadım. Öz değerlendirme yapmak gerekirse bu süreçte psikolojik olarak yıpranmam düzenimi bozdu ve dışarıdan beni ciddi şekilde program konusunda takip edecek biri bulmam gerekirdi. Okulda bir koçluk planı vardı fakat maalesef her öğrenciye yetişemeyebiliyorlar. Yani bu süreçte en önemli şey motivasyon.

Bu yazıda genel hatlarıyla hikayemden bahsettim. İstediğim sonucu elde edemesem de tıbbı kazandım. Umarım okuyanlara bir faydası olur. Belki kiminize umut verir, kiminize de yapmaması gereken yanlışları gösterir. Belki başka bir yazıda ders çalışma düzenimden, taktiklerimden bahsederim. Hoşça kalın.

Yazar : Simge Dağ

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu