Sizden Gelenler

Sağlıkta Şiddet

Sağlıkta Şiddet

Bir hekim adayı olarak bu konuya değinmek istiyorum. Türkiye’de sağlıkta şiddet diğer meslek alanlarına göre bir hayli fazla. Doktorlar ve ardından da en çok hemşirelere uygulanıyor. Sadece onlar değil sekreterler, güvenlikler de şiddet görüyor. Çoğunlukla mesai saatleri esnasında olmakla birlikte mesai dışında, özel hayatı içerisinde iken bile şiddete maruz kalıyorlar. Bir araştırmaya göre poliklinikler ve ardından aciller en çok şiddet olaylarının yaşandığı yerler. Şiddet nedenleri arasında hasta ve yakınlarının tutum ve davranışları, sıra bekleme istememe, rapor yazdırma, randevusuz olma, ilaç yazdırma talebi gibi pek çok başlık yer alıyor. Peki sağlıkçılar bunu gerçekten hak ediyor mu? Elbette hayır. Sorunlar şiddet ile çözülemez, saygı ve anlayış olmayan bir ortamda şiddet uygulayan kimse istediği sonuca sözel ve fiziksel zorbalıkla ulaşamaz. Ne yazık ki ülkemizde saygı giderek azalıyor. Harcanan emek göz ardı ediliyor. Ben hekim adayı olduğum için bu yazıda bu olaya bu açıdan değineceğim. Bir doktor altı yıl boyunca koca koca kitaplardaki bilgileri dışarda gezip tozmak varken, gününü gün edip gençliğini yaşamak varken kütüphanelerde, evde masa başında geçiriyor. Bakın altı yıl ve emin olun bu süre içerisinde neredeyse her gün düzenli olarak saatlerce ders çalışıyor. Sadece okul hayatı boyunca değil meslek hayatı boyunca da bunu devam ettiriyor.

Burada pek çok kişi diğer meslekleri örnek verebilir. Bu yazımda hiçbir kıyas yapmadığımı, meslekleri bence saçma olan bir yarış içine sokmadığımı belirtmek isterim. Nerede kalmıştık? Yani hayatının çok büyük bir zaman dilimini buraya adıyor. Ve size temin ederim ki tıp gerçekten çok zor bir branş. Yanlış öğrenme eksik bilme lüksümüz yok çünkü tıpta hastalık değil hasta vardır. Bir olgu kişiden kişiye göre değişir. Doktorların kısa zaman içerisinde tüm bilgi birikimini kullanarak hastaya göre bunu en doğru şekilde planlaması gerekir. Ve bunları Türkiye koşullarında hasta başına çok kısa bir vakitte yapmalı. Üstelik çok uzun ve yorucu nöbetler esnasında. 36 saat aralıksız çalışmak Türkiye’de pek çok doktorun üzerine çıktığı bir çalışma saati. Bu saatlerde inanın yemek yemeye vakitleri olmayan anlar geliyor çünkü sürekli olarak gelen hastanın ihtiyaçlarını karşılamaları gerekiyor ve yetişemiyorlar. Bir makine düşünmenizi istiyoruz, sürekli olarak çalıştırdığınızda motorunda veya bir parçasında hata oluşmaz mı? Peki bir insandan mükemmel çalışmasını nasıl bekliyoruz? Mesela bu doktor bana hiç sıcak davranmadı , çok somurtkandı diye şikayet ederken belki de dakikalar önce aylardır kurtarmaya çalıştığı bir hastasını kaybetmiş olabileceğini, belki daha birkaç saat önce odasında tartaklanmış olabileceğini düşündünüz mü? Doktorların da bir hayatı olduğunu ne sıklıkla hatırlıyoruz mesela? Hastanede işinizi hemen bitirip çıkmak istersiniz değil mi, eve gitmeniz gerekir belki de bir planınız vardır. Peki bir doktor ayın yarısında uzun nöbetler tuttuğunda, eve gittiğinde ise sadece uyuyabildiğinde hakkı olan şeyleri yapmaya vakti ne zaman bulacak? Sizler için bu fedakarlıkları yapan insanlara nasıl el kaldırabilirsiniz ki! Yapıyorsa maaşını alıyor diyenler varsa eğer sizin için verilen zamanı hiçbir paranın ödeyemeyeceğini unutmayın. Yaşanamayan anlar asla geri gelmez ve o sağlık çalışanlarının her biri sizin hayatınız yaşam dolu olsun diye kendi haklarından size veriyor. Ben ilerde birisi ona istediği ilacı vermediğim için bana el kaldırsın, beni tehdit etsin, o kadar işim içinde bana korku salsın diye okumuyorum. Kulaktan dolma bilgilerle bana mesleğimi öğretmeye çalışsınlar diye, vergimle maaş alıyorsun desinler diye okumuyorum. Yaşayabileceğiniz birkaç ay dahi olsa size onu ulaştırmak için okuyorum. Canınız yandığında sarmak, merhem olmak için okuyorum. Bir öğrenci olarak daha şimdiden geleceğim için endişeleniyorum. Aklı melikeleri yerinde olan bir doktor size bilerek zarar vermez. Bunu istemez. Tek istedikleri normal koşullar ve saygı. Eklemek isterim ki elbette hata yapan doktorlar da var ama herkes hata yapar. Kusursuz robotlar değiliz. Diğer meslekleri düşünün, her şey kusursuz mu? Elbette hayır. Eğer bir yanlış görüyorsanız bunu insanca bir dille hekimle konuşup ardından bir şeyler düzeltilmeye çalışılmalı fakat bunun yolu şiddet değil. Acıyan canınızı bir başkasının canını yakarak dindiremezsiniz. Verilen emeğe hangi meslek olursa olsun saygı duyulmazsa o mesleğe olan rağbet düşer. Pek çok öğrenci de şuan bu saygısızlıklar yüzünden başka ülkelerde çalışma hayalleri kuruyor. Zor branşları seçmiyor çünkü boşa uğraşıyormuş gibi hissetmek istemiyor. İleride beyin cerrahları yetmediğinde kime kızabiliriz ki? Buna hakkımız olur mu? Tedavi olabileceğiniz doktorlar azalıyor. Umarım toplum olarak bunun farkına bir an önce varırız. Anlayışlı ve saygılı güzel günler dileği ile hoşçakalın.

Yazar : Simge Dağ

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu