Kültür

Monolit Taşının Gizemi

Monolit Taşının Gizemi

Tam bir uzay filminin içindeymişsiniz gibi hissedeceğiniz bir konuyla karşınızdayım. Bu konuyu kaleme almaktan ben de heyecan duyuyorken bir yandan da konunun belirsizliği de ürkütmüyor değil.

Evet bir taş düşünün. Parlak ve metal renklerde 3 köşesi olan parlak uzunca bir taş… Böyle bir taşın olması çok normal, sonuçta peribacaları gibi rüzgarla oluşumunu tamamlayan taşlar veya ilerleyen teknolojimizle hayal ettiklerimizi gerçeğe dönüştürebilecek imkanlarımız varken taşların şekillerine şaşırmak tuhaf olurdu zaten. Ama benim hatta tüm dünyanın ve son günlerde Türkiye’ nin de özellikle Şanlıurfa insanlarının şaşırdığı ortak bir konu var ki bu taşı bu yerlere kim koyuyor ve neden koyuyor? Bu taşın bizim bilmediğimiz ne özelliği var ki insanlar uğraşıyor bunun için? Ya da taşı koyanların insan olduğundan emin miyiz -yok yok bu şaka:) – Kısacası son zamanların en çok merak edilenleri arasında bu taş var. Ben de böylesine çok merak edilen bu konuyu biraz araştırmak istedim. Bu taşın sırrı ne? Haydi beraber göz atalım.

Öncelikle bu Monolit taşı, yekpare taş veya kayadan meydana gelen, görünüşte dağ benzeri bir jeolojik veya teknolojik, büyük boyutlu bir kitledir. Sıklıkla çok sert ve katı metamorfik kayadan olan bu kitleleri, genellikle erozyon açığa çıkarmıştır. Bugün yeryüzündeki en büyük üç monolit Avustralya’da, Meksika’da ve ABD’de bulunuyor.

Şimdi ise bu monolit taşının ilk görüldüğü zamanlara gidelim. Amerika’ nın Utah eyaletinde  ıssız bir çölün tam ortasında, havadan yaban koyunu sayımı yapan milli park görevlileri tarafından 18 Kasım’da tesadüfen keşfedilmiştir. Keşif sırasında helikopterin pilotu Bret Hutchings CNN’e yaptığı açıklamada, “Koyunları sayma esnasında doğrudan üzerinden uçtuk. Görevde yer Alan biyologlardan biri monoliti fark etti ve geri döndük. Kırmızı kayaların ortasında, yerden dışarı çıkan parlak, gümüş renkli ve metal yekparebir  taş vardı” diyerek taşı nasıl gördüklerini anlattı. Yapıyı ilk bulan kişilerden biri olan David Surber ise, monolitin “manyetik olmadığını” belirterek, yapımında metal gibi sert bir malzeme yerine daha farklı bir madde kullanıldığını, “vurunca karton kutu gibi ses çıkardığını” ifade etti.  Bununla birlikte Hutchings, monolitin 3,6 metre uzunluğunda olduğunu beliterek, Kubrick imzalı 1968 yapımı ” A Space Odyssey’”adlı filmin bir sahnesinden yola çıkarak: “Bunun 2001: Bir Uzay Macerası” filmine hayran bir yeni dalga sanatçılardan birinin işi olduğunu düşünüyorum.” dedi. Yani taşı keşfeden sayın Hutchings uzay filmi fanlarının gizem yaratmak için böyle bir işe kalkıştıklarını belirtiyor. Biz de ve tüm dünya da bunun doğruluğundan emin olamazken yeni bir gelişme yaşanıyor ve Utah Eyalet Arazisi Bürosu (BLM)  gizemli nesnenin ortadan kaybolduğunu açıklıyor. Yapılan açıklamada, “Yasadışı şekilde yerleştirilen ve ‘monolit’ diye hitap edilen yapının yerinden götürüldüğüne dair güvenilir kaynaklardan bilgi edindik. Yapı uluslararası ve ulusal düzeyde ilgi gördü ve bir kişinin veya bir grubun 27 Kasım akşamı metal bloğu kaldırdığına dair raporlar aldık. Özel mülk olarak kabul edilen yapı, tarafımızca kaldırılmamıştır” diyerek taşın kaldırıldığını söylüyor. Öte yandan, Utah eyalet yetkilileri, söz konusu monolitin kamu arazisi üzerine inşaat edildiğini belirterek, “Hangi gezegenden olursanız olun kamu arazilerine izinsiz yapı veya sanat yerleştirmenin yasadışıdır” şeklinde kesin uyarısını yapmış ve bununla birlikte merakla insanlarımızın taşı görmek isteyeceğini düşünüp çölde kaybolma veya yolda kalma  ihtimallerine karşı da bu taşın tam koordinatlarını da açıkça ifade etmemişlerdir. Ki doğru bir karar verdiklerine de gerçekten katılıyorum. Nasıl çölün ortasına o taşı inşa etmek gibi bir fikre sahip olan insan çıkmışsa o taşın tarihi değerinin olduğunu düşünüp yerinden sökmek isteyen kötü düşünceli  insanlarımızın da çıkacağını düşünmüyor değilim:).

1 2Sonraki sayfa

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu