Kültür

Güzel Şehrimiz Antalya Hadrian Kale Kapısı

Güzel Şehrimiz Antalya Hadrian Kale Kapısı

Hayatımız tekdüzelikler ile dolu. Yapmış olduğumuz işler, yürümüş olduğumuz yollar kendini tekrar ettikçe gözlerimizin odağı da işlerle aynı yollara dalıp gidiyor. Fark edemiyoruz koşuşturma içinde iken yaptığımız her işin her gün aynı olmadığını bilhassa yürüdüğünüz yolları da. Bu gerçekle üniversiteye başlayınca yüzleştim. Doğup büyüdüğüm şehir olan Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi’ne başladığımda, arkadaşlarıma şehri tanıtma görevini üstlenirken -bir seyyah edasıyla- aslında benim de bu şehre yabancı olduğum gerçeği ile yüzleştim. “Yol sorun söyleyeyim!” diyorken aslında yolun çıktığı yere yabancı olduğumu fark ettim. Bildiğim yol, Antalya’nın en kalabalık yerlerinden olan Işıklar semti, vardığımız yer ise herkesçe bilinen Üçkapılar, tarihi adıyla Hadrian kapısı idi. Arkadaşlarıma Antalya’nın tarihi yerlerini gezdirmenin mutluluğu ve Antalyalı olmanın gururu içerisindeyken bir arkadaşımdan şöyle bir soru aldım: “Ümmühan, bu kapının bir hikayesi var mı, neden çarşının içinde böyle bir kapı var?”. O an o kapı ile ilgili kulaktan dolma bilgiler dışında hiçbir bilgiye sahip olmadığımı fark ettim. Bir imparator olan Hadrian için yapıldığını biliyor bu bilginin ötesinde insanların neden böyle bir kapı yaptıklarını ne zaman yapıldığını, kısacası tarihini bilmiyordum. Rusya’dan Japonya’dan turistler, ülke aşıp tarihimizi görmeye gelirken ben evime yaklaşık 4 kilometre olan tarihimizin önünden öylesine dışarıya çıktığımda geçiyor, önünden geçerken inceleme gereği duymuyordum. Üçkapılar benim için bir buluşma konumundan daha fazla bir şey ifade etmiyordu. Önünden defalarca geçip tarihin izini göremiyordum. Arkadaşımın sorusu ile başlayan bu merakımı eve gelince hemen gidermeye başladım. Google’ı açıp hadrian kapısı yazınca bir sürü seyyahın notları, kapı ile ilgili verdiği bilgiler, resimler önüme dökülünce bir kez daha yüzleştim bilgisizliğimle. Tabii bilmemek değil öğrenmemek ayıp diyerek hemen araştırmama devam ettim ve Hadrian kapısını Antalya’nın tarihinden ayrı değerlendirmenin mümkün olmadığını anladım. Biraz Antalya tarihinden de bahsedeyim. Daha sonra Hadrian kapısının tarihini anlatacağım.

Aynı anda denize girerek yaz mevsimini yaşadığımız; dağlarına çıkıp kış mevsimini yaşadığımız havası, denizi, tarihi ile güzellikler kraliçesi olan Antalya’mız, II. Attolos tarafından kurulmuş. Hatta adını da kurucusundan almış ve önceden Attaleia diye anılırken zamanla Adalia, Atalia ve son olarak da Antalya’ya dönüşmüş. Bergama krallığının sona ermesi ile bağımsız kalan kent korsanların eline geçmiş bir süre. Sonra MÖ 77’de komutan Servilus Isauricus, Roma topraklarına dahil etmiş. MÖ 67’de de Pompeius (Romalı general) donanmasına üst olmuş. Daha sonralarda ise MÖ 30’da Hadrian Antalya’yı ziyaret etmesi ile şehrin gelişmesi sağlanmış. Çünkü Hadrian kapısı adını Roma imparatorundan almış ve hatta ona hitaben yapılmış. Biraz tarif etmek gerekirse 3 adet kapı gözü bulunuyor. Sütunları hariç tamamı beyaz mermerden yapılmış. Hatta bu yüzden ‘Mermer Kapı’ da denilmekte. Ayrıca oyma ve kabartmalarla da süslenmiş. Kapının iki tarafında da iki kule var ve Güney kısmındaki Jolia Santcto Kulesi Hadrian döneminden kalmış. Kuzey kısmındaki kulenin alt tarafı Antik Çağ’dan kalmış üst kısımları da Selçuklular döneminde inşa edilmiş. Kapının Latince bir kitabesi de mevcut olmakla birlikte; korint üslubunda bir yapı imiş. İmparator ve ailesinin heykellerinin de önceden bulunduğu ama günümüzde sadece Latince kitabenin ulaştığı yapı Antalya’nın bir diğer tarihi olan Kaleiçi’ne girişi sağlaması ile hala birçok kişi tarafından kullanılıyor.
E bu kadar tarih bilgisinden sonra benim bu hikayeden aldığım hayat bilgisi ile de kapanışı yapmak istiyorum. En başta da söylediğim gibi ”Koşuşturma içindeyken her zaman yürüdüğümüz yolların aynı olmadığını göremiyoruz.” Bu bilgileri öğrendikten sonraki ilk gidişimde orası artık benim buluşma konumum veya Kaleiçi’ne yürüdüğüm yol değildi. Baktığım zaman kabartmaları gördüğüm, mermer ile yapılmış olduğunu fark ettiğim, bir imparator adına yapılan tarihi ve büyük bir kapı; 130 yılında İmparator için yapılmış, 2020 yılında da Ümmühan’ın geçmesi kadar normalleşmiş bir yapı ayrıca.

Demem o ki bazen bazı şeylerin odağını değiştirmek gerekiyor. Ben odağımı her zaman geçtiğim yoldan alıp yol üzerindeki güzelliğe verince anladım ki yol tek başına güzel değildir, yol her yerde yoldur, yolu yol yapan beraberinde getirdiği güzelliklerdir; aynı zamanda çevresindekiler ve yolun neresine bakmak istediğimiz…

Yazar : Ümmühan ARI

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu