Salı, Ocak 18, 2022
Ana SayfaGündem'Covid-19 sonrasında rehabilitasyon uygulamalarını hızla hayata geçirmek gerekiyor'

‘Covid-19 sonrasında rehabilitasyon uygulamalarını hızla hayata geçirmek gerekiyor’

Güven Sağlık Grubu Covid-19’un etkileri ve hastalık sonrası rehabilitasyon süreci ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Güven Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü Uzman Prof. Dr. Deniz Evcik, Güven Çayyolu Cerrahi Tıp Merkezi Sağlıklı Yaşam Danışmanı Prof. Dr. Meltem Yalınay ve İç Hastalıkları Uzmanı Yavuz Maşrabacı açıklamalarda bulundu. Toplantı kapsamında, Covid-19 sonrası yaşanan kas-eklem sorunları, Covid-19’un bağırsaklara etkisi ve hastalığa bütünsel yaklaşım ve Covid-19’dan korunmanın püf noktaları da ele alındı.

‘İLAÇLARA BAĞLI DA OLABİLİYOR’

Güven Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü Uzman Prof. Dr. Deniz Evcik, rehabilitasyonun Covid-19 salgını ile birlikte gittikçe arttığını söyledi. Covid-19 salgınının başladığı andan itibaren sadece akciğer tutulumunun ön planda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bu yönde bir yoğunlaşma oldu. Ama ilerleyen zamanlarda gördük ki, Covid-19 sadece akciğer tutulumu yapan hastalık değil, bununla birlikte başta kas-iskelet sistemi olmak üzere birçok farklı sistemi ve organı tutan bir hastalık konumundadır. Kas-iskelet sistemi tutulumunu biz hem Covid-19 hastalığı döneminde hem hastalık ile birlikte verdiğimiz ilaçların yan etkisi olarak hem de şimdi 2 yıldan sonra artık gündemde olan ‘Post Covid’ dediğimiz hastaların Covid sonrası döneminden bahsetmek gerekiyor. Kas-iskelet sistemindeki tutuluma baktığımız zaman birçok çalışmada ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte yüzde 10 ile 75 arasında oldukça geniş bir aralıkta tutulum var. Kas-iskelet sistemindeki bulgulara baktığımız zaman en büyük tutulumun yaygın ağrı, halsizlik, yorgunluk ve eklem tutulumu üçlüsünde olduğunu görüyoruz. Özellikle yaygın kas ağrıları Covid-19 hastalığının birçok hastada ilk bulgusu olarak karşımıza çıkıyor. İlerleyen süreçte gördük ki, kas ağrıları devam ediyor, ilaçlara bağlı da olabiliyor. Covid-19 dönemi sonrası da karşımıza çıkabiliyor. Kas-iskelet sistemi tutulumunda miyalji, artralji, yorgunluk en sık karşılaştığımız bulgulardır. Görüyoruz ki Covid-19 tablosu içerisinde eklemlerinde tutulma yaşadığını görüyoruz. Eklemlerden ise en fazla el, bilek ve ayak bilek eklemlerinde tutulma yaşandığını görüyoruz. Çalışmalar bunları gösteriyor. Öncelikle doğru bir değerlendirme, ağrı yönetimi ve gerekli olgularda da rehabilitasyon uygulamalarını hızla hayata geçirmek gerekmektedir.”

‘BU HASTALARA SIK RASTLAMAYA BAŞLADIK’

Evcik, hasta olanların hastaneye yatmasalar bile karantina dönemlerinde özellikle yaşlı olan grupta hareketsizliğe bağlı olarak kaslarda erime ve güçsüzlüğün sıklıkla yaşandığını söyleyerek, “Eğer hastanın hastane yatışı varsa, yoğun bakım sürecini yaşıyorsa hareketsizliğe bağlı olarak kaslarda erime, kuvvet kaybı, bası yaraları ve yüzü koyun yatırmalar karşısında uyuşmaların, karıncalanmaların ve kuvvet kaybı hissinin olduğunu görüyoruz. Yoğun bakım sürecinden kurtulduğumuz zamanda hastaları tedavi için kullandığımız bazı ilaçlarda da yoğun olarak kas-iskelet sistemi tutulumuna şahit oluyoruz. Bunların başında yüksek oranda kullandığımız kortikosteroid etken maddesi olan ilaçlar var. Özellikle yoğun bakımda yüksek dozda kullanıyoruz. Yine pandeminin başında kullandığımız sonradan kullanmaktan vazgeçtiğimiz ilaçlar var. Bunlarda yaygın olarak kas tutulumları yapabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu iki yıllık süreç içerisinde hastalar iyileşse bile bazı klinik tabloların devam ettiğini göstermektedir. DSÖ bu tanımlamalarla ilgili bir tablo yapmış. Şöyle diyor; eğer Covid-19 ile ilgili yakınmalarınız 12 haftadan daha uzun sürüyorsa, bu tabloda veya hastalık geriledi, düzeldi ama aşağı yukarı 3 ay sonra karşımıza çıkan bir klinik tablo var ve bu klinik tablo en az 2 ay devam ediyorsa ki bunlar içerisinde yoğun olarak gördüğümüz kas-iskelet sistemi tutulumları, eklem-kas ağrıları, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, anksiyete, depresyon ve solunum ile ilgili bulguları içeren bir klinik tablo buna da post-Covid ya da Long Covid denilen Covid-19 sonrası bir başlık altında incelemeyi uygun görüyor. Bu hastalara sık rastlamaya başladık” dedi.

‘COVİD-19 BAĞIRSAK EPİTAL HÜCRELERİNDE TUTULUM YAPIYOR’

Güven Çayyolu Sağlıklı Yaşam Kampüsü Sağlıklı Yaşam Danışmanı Prof. Dr. Meltem Yalınay da, bağırsakların mikroorganizmaların en kalabalık yer olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmaların hoşumuza giden ve gitmeyenleri arasındaki dengesizlikler bağırsakta bozukluğa sebep olmaya başlıyor. Covid-19’da gösterildi ki, bağırsakta disbiyozis (Bağırsak mikrobiyotamızda bulunan mikroorganizmaların dengesizliği), iyi ve kötü bakteriler arasında bir oran bozukluğu varsa bu Covid-19 vakalarında daha şiddetli klinik seyir olmasına sebep oldu. Covid-19 öncesinde, sırasında ve sonrasında bağırsak mikrobiyotasının mutlak suretle göz önünde bulundurulmasını, özel analizlerle ortaya konulmasını ki bu mikrobiyom analizleri insanı çok etkiliyor. İyi bir mikrobiyom analizi uyguladığınız taktirde kişilere, vakalara; bu hastada, normal kişilerde olabilir. Gördüğünüz analiz ile birlikte kişinin beslenmesini daha sağlıklı oluşturacak bir şekilde düzenleme, probiyotik dediğimiz bir takım özel desteklerle buradaki ortamı düzeltme ve tekrar yapılandırma şansına sahip oluyoruz. Covid-19 bağırsak epital hücrelerinde tutulum yapıyor. Bu tutulum sonucunda kişinin Covid-19 sonrasında da disbiyotik bir mikrobiyotaya geçiş yaptığı gösterilmiş. Hastalık sonrasında da immün yanıtın bağırsak üzerinden desteklenmesi gerektiği de yayınlarla ortaya konuldu.”

‘COVİD-19 GEÇİREN KİŞİ KONTROLLER İÇİN 1 AY BEKLEMELİ’

Güven Çayyolu Sağlıklı Yaşam Kampüsü İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı ise, Covid-19 geçiren kişilerde sıklıkla rastlanan problemler ile ilgili, “Psikolojik olarak yetersizlik duygusu, ‘hastalığım tamamen geçti mi’ korkusu, fiziksel/harekete bağlı bozukluklar ve bazı organlara ait problemler geliyor. Bu dönemde ruh haliyle oldukça etkili olan kontrolsüz yemek yemek, hareketsiz yaşam ve stres artıyor. Hastaların duygusal yemek bozukluğu yaşaması sonucu gizli şeker görülme sıklığında da artışlar yaşanabiliyor. Covid-19 hastalığı geçiren kişi kontroller için en az bir ay beklemeli. Çünkü koronavirüsün kandaki olumsuz etkilerinin geçmesi ve hastalığın stabilite kazanması için bir aylık süreye ihtiyaç var. Sonrasında da kişinin tümüyle fiziksel, ruhsal ve mental anlamda kontrolü yapılmalı. Böylece kişi hem ruhsal olarak kendine güven sağlayacak hem de fiziksel olarak iyi olduğunu saptamış olacak. Burada en önemli nokta akciğerlerin kontrol edilmesi. Kişinin daha önce geçirilmiş zatürresi varsa bunun iyileşmesi önemlidir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA

RELATED ARTICLES
- Advertisment -

Most Popular

Recent Comments